Ekmek Savaşı Veren Martılar

Vapur yavaştan iskeleden ayrılıyor. Benim de içinde yer aldığım birkaç heyecanlı yolcu martılara simit atıyoruz. Sanırım 15 dakika süren bu yolculuğu eğlenceli kılan, kuşları doyurmanın verdiği manevi hazdan ziyade ekmek kapmak için yaptıkları pikeleri seyretmek olsa gerek. Hızla giden vapura dakikalarca yorulmadan eşlik eden bu kuşlar bir insan için; hedef, azim, hırs ve konsantrasyon adına ne söylenebilirse bir yolculuk süresince ücretsiz olarak sergiliyorlar.
Tabi görmesini bilenlere. Ekmeğini kapan şanslı martının derhal yavaşladığını, kaptığı lokmayı birkaç yutkunma ile midesine indirdiğini ve arka saflardan acımasız bir rekabetin yaşandığı yarışa tekrar dâhil olduğunu görmek zor değil. Fakat her şey bu kadar tek düze ve mükemmel değil elbette. Bazen 2-3 martı aynı anda bir tek lokmaya hücum edince kısa süreli kavga çıkabiliyor. Ekmek denize düşüyor, hiç hesapta olmayan bir başka rakip gelip ekmeği olağanca kıvraklığıyla kapıp götürebiliyor. Bu yüzden uzun süreli kavgaya ayıracakları ne zamanları var ne de enerjileri. Bir başka önemli detaysa, insanların hareketlerini çok iyi gözlemlemeleri pikelerini ve hamlelerini bu hareketlere göre ayarlamalarıydı. Elinde hiçbir şey olmadan ekmek atıyormuş gibi yaptığında derhal elinin ucunda 3-4 martı bitiveriyor. Sanırım ekmek kapma kaygısının yarattığı olumsuz bir durum, klasik şartlanma. Önce el hareketi ve sonrasında ekmek…
Bütün bu gözlemi yapmam toplamda 5-6 dakikamı aldı. Yani elimdeki simit bitinceye kadar geçen süre. Bu süre zarfında insanların hayat mücadelesiyle martıların ekmek mücadelesi arasında aslında çok da bir fark olmadığını düşündüm.
Fırsat; İnsanın eline her zaman geçmeyen, fakat geçmesi halinde iyi değerlendirilirse mükemmel sonuçları içinde barındıran bir potansiyeldir. Tıpkı bir martının etki alanına giren ekmek gibi. Kapma şansı onu almak için ne kadar hazır, istekli ve kıvrak olduğuna bağlı değişiyor. Başarıya ulaşanlar fırsatlarla hazır olarak karşılaşanlardır. Çünkü şans denen şey budur, piyangodan para çıkması değil. Başarılı bir insan şansını kendisi oluşturuyor.
Azim; Her zaman ve her şey için aynı oranda olmamaktadır. Fakat çok istenilen bir şeyi elde etme sürecinde adeta yakıt görevini üstlenir. İşler yolunda gitmediğinde -ki bu durum yaşam mücadelesi içinde kaçınılmaz ihtimaller arasında yer alır- yaşadığınız zorlukların sizi yıldıramıyor olması ne kadar azimli olduğunuza bağlı olarak değişir. Vazgeçmek ya da devam etmek tamamen sizin elinizdedir. Vapur, bir iskeleden diğerine yanaşana değin, ekmek atan son kişiye kadar hala şansını deneyen martı mutlaka karnını doyurmaya muktedirdir. Hiç ekmek kapamayanlar yolculuğun yarısında iskeleye geri dönmez. Hatta bir yolculuğun tamamında hiç ekmek kapamamış olsa bile bir sonraki yolculuğu kararlılıkla bekler. Çünkü bu esneklik ona yaşaması için gerekli gıdayı alabilmeyi sağlar.
Hedef; Bu olmadan yaşamak, kaderini rüzgarın insafına bırakan yaprak gibi olmayı gerektirir. Kendi hedefine hizmet etmezsen başkalarının hedeflerine hizmet etmek zorunda kalırsın. Acımasız rekabette hedefini net olarak belirleyen kazanıyor. Aynı hedefe ve aynı menzile sahip kuşlar içerisinde hedefine ulaşan onu en iyi belirleyen oluyor. El hareketini, ekmeğin büyüklüğünü ve nereye gidebileceğini saptar ve oraya doğru hamle yapar. Boşa kürek çekmek ve ulaşılamayacak temennilerde bulunmak başarısız insanların harcıdır.
Başarısızlığa mahkûm kalmak; Aynı sonuçları oluşturan aynı hareketleri defalarca yapmaktır. Fakat bu yaptığının farkında olsa da olmasa da bunları düşünmeden ve daha fazlasını yapmadan sonuca öfke kusar. “Neden bu hayata sahibim ki? Ne olurdu biraz daha param olsaydı? Keşke daha çoğuna sahip olsaydım?” Ne kadarını hak edersen o kadarını alırmışsın. Tıpkı işi uyanamayan martıların boşa sallanan ve ekmek atmayan ellerin ekmek atacağını zannetmesi gibi. Eğer sürekli bunun olacağını zannetmeye devam edersen hiç ekmek kapamazsın. Yeni arayışlar ve alternatifler üretmek, yaratıcı olmak hayatın daha bereketli olmasını kaçınılmaz kılacaktır.
Vapur iskeleye yanaştı. Bir yolculuk daha sona erdi. Hem martılar hem insanlar için. Fakat ekmek yarışındaki martı için birazdan her zaman olduğu gibi yine yeni bir yarış başlayacak. Ya senin için?..
Not: Fotoğraf için sayın Tuncay Uğurlu’ya teşekkür ederim.

Hakkında
1982’de İzmir’de doğan Murat Tunalı, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden 2005 yılında mezun oldu. Akademik kariyerini Sosyal Bilimler Enstitüsünde yüksek lisans yaparak devam ettirdi. Bireysel gelişim ve öğrenme psikolojisi alanındaki kariyerini kurumlara ve kişilere yönelik eğitim seminerleri vererek, çeşitli dergilerde makaleler kaleme alarak devam ettirmektedir. Eğitimci-yazar Murat Tunalı’nın yayınlanmış 7 eseri bulunmaktadır. Devamı

Yorum yazın

Start typing and press Enter to search